İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN GÜÇLÜ VE ZAYIF NOKTALARI

1972 yılından beri aktif olarak inşaat sektörümüzün aktif bir üyesiyim. Bu 38 yıllık süre boyunca değişen siyasi iktidarların sektör üzerindeki etkilerini, tüm fiyat farkı kararnamelerini, değişen inşaat yasalarını (2490 - 2886 – 4734) izledim ve bunların kapsamında çalıştım. Bütün bunların olumlu ve olumsuz yanlarına bizzat yaşayarak şahit oldum.


İnşaat Yazılımlarının Ülkemizdeki ilk örneklerini üreten bir kişi olarak, Avinal Yazılım Firmasını kurulduğu 1991yılından bu yana, 1000 den fazla firma ve 10000’lerce Teknik Personel ile birebir iletişimde ve bilgi alışverişinde bulundum.

 

Özellikle 2000 li yıllardan sonra ERP sistem kurucu, Planlama ve İnşaat Yönetim danışmanı olarak bazı İnşaat Firmalarımızla birlikte Cezayir, Kazakistan, Afganistan, Katar, Azerbaycan, Ukrayna, Türkmenistan, Romanya, Libya gibi ülkelerde çalıştım. Bu coğrafyalardaki inşaat koşullarını, insan kaynaklarını ve Türk Müteahhitlerinin konumlarını izledim.

 

Türk insanının dinamizmi, mesai kavramı olmayan çalışma şevki, cesareti, pratik zekası, uygulamadaki becerisi ile gurur duyuyorum. Bu ülkelerdeki insan kaynağını kendi insanımızla mukayese ettiğim her zaman bu farklılık bana heyecan ve mutluluk vermiştir.

 

Bu nedenle değil midir ki 2001 krizinden bu yana 60 tan fazla ülkede binlerce şantiyede iş gerçekleştirebildik. 2008 yılında, global kriz öncesi, yurt dışında aktif şantiyelerimizin sayısı 5000 civarında idi. 2008 de iş kapasitesi olarak Amerika ve Japonya dan sonra dünya 3. sü, 2009 da ise Çin den sonra dünya 2. si olarak belirlendik.

 

Ama ne yazık ki, Müteahhit Firmalarımız, inşaatların fiziksel gerçekleşmesinde sağladıkları bu başarıyı, plansızlık, sistemsizlik, ölçme ve değerlendirme konularındaki yetersizlikler nedeniyle, finansal başarı olarak gerçekleştirememişlerdir.

Benim 2008 deki global kriz sonrası tahminim, bu 5000 şantiyenin en az 3000 – 3500 tanesinin olumsuz sonuçlarla (zararla) kapanacağıdır.

 

Kriz olmasa da bu kötü finansal sonuç ile karşılaşacaktık. Bu kriz yalnızca kötü sonuç ile karşılaşmamızı hızlandırmıştır. Kişilerin, kredi kartından çekilen avans ile diğer kredi kartı borcunu kapamaları gibi, inşaat firmalarımızda yeni işlerin avansları ve ilk nakit girdileri ile eski problemli işlerini kapatmaya çalışmışlardır. Çok hızlı bir büyüme içine girmişler, bazı firmalar, 15-20 milyon USD lik işlerde taşeron olarak başlamışlarken, çok kısa sürelerde 300-500 milyon USD lik iş kapasitesine ulaşmışlardır. Dünyanın her tarafındaki yatırımlara fazla hesap yapmadan, olsa olsa hesapları ile Türk insanının pratikliği ve cesareti ile sahip çıkmışlar ve tamamlamışlardır.

Firmalarımız “Yönetim Sanatı”nın başarılı üyeleridir. Ama finansal başarı ancak “Yönetim Bilimi”nin ve de “İnşaat Proje Yönetimi”nin günümüz teknolojisine ve kurallarına uygun gereklerini yerine getirerek sağlanabilir.

“Türk insanının dinamizmi, mesai kavramı olmayan çalışma şevki, cesareti, pratik zekası ile gurur duyuyorum.” demiştim. Ama Müteahhit Firmalarımızın büyük bir çoğunluğunun profesyonellikten çok uzak yapılanmaları ve projelere sistemsiz, hesapsız ve programsız yaklaşımlarının bedelini ağır bir biçimde ödemekte ve ödetmektedirler. Bu bedeli Müteahhit firmalardan daha çok, o firmalarda çalışan taşeronlarımız, işçilerimiz, teknik personelimiz ve piyasa ödemektedir.

Türk Müteahhitlik sektörünü dünyada 2. konuma getiren, ana yüklenici firmaların profesyonelliğinden ziyade; Türk insanının dinamizmi, çalışkanlığı, pratik zekası ve özellikle taşeron firmalarımızın kendi işlerini iyi bilmeleri ve uygulamadaki becerilerindendir.