4. Proje ve Yapım Yönetimi Kongresi, 3 – 5 Kasım 2016
Anadolu Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü, 

 

‘İnşaat Proje Yönetimi’, Üniversitelerde, Niçin Ayrı Bir Lisans Programı Olarak Yer Almalıdır ?

 

Ahmet Avinal

Avinal Yazılım Danışmanlık İnşaat A.Ş, Mimar, İstanbul

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

Özet

 

“İnşaat Proje Yönetimi” veya daha geniş kapsamı ile “Proje Yönetimi” olgusu binlerce yıldan beri süre gelen ve içeriği bugüne göre hemen hemen hiç değişmemiş bir olgudur. 

 

Yönetim’i bir sanat ve aynı zamanda bir bilim olarak değerlendirecek olursak; bir grup insanın belirlenmiş hedeflere yönlendirilmesi, aralarında iş bölümü ve koordinasyonun sağlanması kısmını, yönetim sanatı olarak değerlendirebiliriz.

Proje yönetiminin temel amacı olan, zamanı, parayı, insan gücünü, makine ve teçhizatı en verimli şekilde kullanarak projeyi en uygun sürede, en uygun bütçe ile en kaliteli şekilde tamamlanması bölümü ise yönetimin bilimsel içeriğidir.

Günümüzde değişen amaç değil, araçlar ve bu araçların metodolojisidir. Günümüz teknolojisi “İnşaat Yönetimi’ne bilgi ve beceriden ziyade uygulanabilirlik getirmiştir.

‘İnşaat Proje Yönetimi’ günümüzde, ‘Proje Yönetim Bilgi Birikimi Kılavuzu, PMBOK’ içeriği ile tanımlanamayacak ve ‘Proje Yönetim Profesyoneli, PMP’ ünvanı ile sonlandırılamayacak kadar geniş teknoloji ve bilgi içeriği olan, başlı başına bir bilim dalıdır.

BİM teknoloji ve çözümlerinden, ERP yazılımlarından, BULUT paylaşım ortamlarından, 5, 6, 7 boyutlu proje yönetim (5D-6D-7D) kavramlarından bahsedilen günümüzde ‘İnşaat Proje Yönetimi’ biliminin dört yıllık ayrı bir lisans programı olarak Üniversitelerde yer alması, kaçınılmaz bir gereklilik olmuştur.

Bu bildirim ile; 1972 ODTÜ Mimarlık mezunu bir inşaat profesyoneli, bazı dönemlerde bu içerikte dersler yürütmüş bir öğretim görevlisi, bir ERP program kurgulayıcı ve yapılandırıcısı hüviyetimle bu konuyu detaylandırmaya çalışmayı ve gerekliliğinin “İnşaat Proje Yönetimi” gündeminde ön planda yer almasına katkıda bulunmayı amaçlamaktayım.


Anahtar Kelimeler: Bim, 5D Boyutlu İnşaat Proje Yönetimi, ERP,
  

Giriş

1972 den bu güne, inşaat sektörünün hemen her pozisyonunda yer almış (şantiye mühendisi - teknik ofis mühendisi – proje müdürü – müteahhit – müşavir – öğretim görevlisi) olan bir inşaat profesyoneliyim. 

1991 yılında inşaat sektörünün ilk profesyonel “Teklif-Keşif-Hakediş” yazılımlarından olan, günümüzde de bir ERP kapsamına ulaşmış bir programın kurgulayıcısı ve sahibiyim. 

Dünya coğrafyasında 12 farklı ülkede müteahhit firmalarımızda, sistem ve danışmanlık hizmetleri yürüttüm.

Bu 44 yıllık süreçte, hem mesleki hüviyetimle, hem sektörel yazılım sahibi hüviyetim nedeni ile, binlerce inşaat firması ile tanışmak, onbinlerce teknik personel ile iletişim kurma şansına sahip oldum. 

Günümüzde, ülkemizdeki mevcut duruma göz attığımızda;  Dünya sıralamasında 2. durumda görülen firmalarımızın “Emir-Komuta” düzeni içinde çalıştıklarını, olayın “İnşaat Proje Yönetim” biliminden ziyade “Taşeron sevk ve idaresi” konumuna geldiğini, diğer bir ifade ile “yönetim sanatı” icraatı olarak yürütüldüğünü görürüz.

Firma veri paylaşımı, firma hafızası yoktur. Hemen hemen tüm çalışmalar, kişisel veri tabanı olan “Excel” sayfalarında yapılmaktadır. İş Programları işlevsizdir, sözleşme gereği yapılmakta, güncel durumu ve gerçeği yansıtmamaktadır. 

Dünya inşaat firmaları sıralamasında, ilk 25 te olan bir inşaat firma sahibinden bizzat duyduğum “Ahmet bey, ben ihaleyi 10 kuruşa aldım, 9 kuruşa taşerona verdim” sözü, firmalarımızın “İnşaat Proje Yönetimine” ne şekilde baktığını özetlemiyor mu sizce?   

Günümüzde (2016), “İnşaat Proje Yönetimini”, BIM, ERP, CRM ve Doküman Yönetimi uygulamalarından ayrı düşünemeyiz. Bu uygulamalar 2000 li yıllarda, firmalardaki çalışma ortamını, ortak kullanıma açan, bilgi ve veri paylaşımını üst düzeyde sağlayan, günümüz teknolojisinin, olmazsa olmaz araçlarıdır.

Bunların gerektirdiği alt yapı ve kültürün, üniversitelerimizde tüm inşaat sektör çalışanlarına gerekli seviyelerde verilmesi gerekmektedir. 

Günümüzde, inşaat disiplinleri olan mimarlık, inşaat mühendisliği, makine ve elektrik mühendisliği temel eğitimlerine baktığımızda, bu başlıkların (BIM, ERP, CRM ve Doküman Yönetimi) gerektirdiği alt yapıya uygun derslerin henüz ders programlarında yer almadığını görüyoruz. Bu bölümlerin mezunları “İnşaat Proje Yönetim” hakkında hemen hemen hiçbir bilgiye sahip değillerdir. Tüm algıları, staj döneminde edindikleri, sistematiği ve önemli bir bilgisel  değeri olmayan görsel tecrübelerdir.  

İnşaat sektörünün temel oyuncuları olan müteahhitlerimizin, müşavirlerimizin, taşeronlarımızın ve dört disipline ait mühendislik ve mimarlık firmalarının çalışma yöntemlerine baktığımızda da, projelendirmede 2D CAD programlarını kullandıklarını, “İnşaat Proje Yönetiminin” gerektirdiği BIM, ERP, CRM ve Doküman Yönetimi uygulamalarından bihaber olarak, her safhada, her türlü veri için “Excel” kullandıklarını  görmekteyiz. 

Az sayıda üniversitemizde bulunan “İnşaat Yönetim” içerikli yüksek lisans programlarına baktığımızda da, mevcut ders içeriklerinin yine BIM, ERP, CRM ve Doküman Yönetimi konularında yetersiz olduğunu görmekteyiz. 

“İnşaat Proje Yönetim” içerikli yüksek lisans programlarında ki diğer bir hata da, lisanstan mezun olan bir öğrencinin, hiçbir mesleki deneyim yaşamadan, yüksek lisansa devam etmesidir. 

BİM standartlarından, teknoloji ve çözümlerinden, ERP yazılımlarından, BULUT paylaşım ortamlarından, 5, 6, 7 boyutlu proje yönetim (5D-6D-7D) kavramlarından bahsedilen günümüzde,  “İnşaat Proje Yönetimi” teknik elemanlarının, artık farklı bir disiplin, ayrı bir mühendislik dalı  olarak eğitim almaları zorunlu olmuştur. 
“Teknik Ofis Mühendisi” olarak nitelendireceğim bu disiplinin lisans eğitiminde, diğer dört disiplinin temel çalışmalarını ve terminolojilerini anlayacak düzeyde BIM eğitimi, sektörel ERP nin tüm safhalarındaki işlevlerin detaylarını ve planlamayı kavrayacak kapsamda da teknik ofis  içerikli dersler almaları gerekmektedir. 

“İnşaat Proje Yönetim” içeriğinin niçin lisans programı olması gereklerini anlamak için;
a- Günümüz teknolojilerinin, bu kavrama hangi safhalarda neler sağladığını anlamamız ve mukayesesini yapmamız 
b- İnşaat sektör paydaşlarının bu teknolojiyi hangi seviyede kullanabildiğini ve sebeplerini sorgulamamız
c- İnşaat sektörünün temel disiplinleri olan Mimarlık, İnşaat Mühendislik, Elektrik  ve Makine Mühendisleri lisans programlarının “İnşaat Proje Yönetim” içeriği ile hangi kapsamda kesiştiğini görmemiz
d- İnşaat sektöründe “Müşavirlik” müessesesinin mevcut konumunu değerlendirmemiz lazım.

Teknolojisinin, “İnşaat Proje Yönetimi”nin Safhalarındaki etkisi

Günümüz teknolojisi “İnşaat Proje Yönetimi”ne ‘Know-How” bilgi birikiminden ziyade  “Do-How” yani uygulanabilirlik getirmiştir.

İnşaat projelerinin “Fizibilite – Proje - Hazırlık - Planlama - Yürütme & Gerçekleşme – Ölçme, Değerlendirme ve Sonuç” olarak 6 safhası vardır.  


Günümüzde, bu 6 safhada, inşaat yönetiminin 9 temel unsuru olan;
Entegrasyon, Kapsam, Zaman, Maliyet, Kalite, İnsan Kaynakları, İletişim, Risk ve Tedarik Yönetimi bir ERP + BIM + Doküman Yönetimi araç ve teknolojileri ile  görselleştirilebilir, kolaylıkla güncellenebilir, kontrol edilebilir, paylaşılabilir ve raporlanabilir duruma gelmiştir.

İnşaat Proje Yönetiminin tüm safhalarında, ERP

ERP;  Yönetim biliminin, günümüz teknolojisinde, “İnşaat Yönetimi’ne bilgi ve beceri ‘Know-How’ dan ziyade uygulanabilirlik ‘Do-How’ getirmiş olan olmazsa olmaz aracıdır.


Bir inşaat firmasının işlevselliği içinde, bu safhalarda bulunması, kayıt altında tutulması gereken verilerin ortak bir veri tabanı içinde değerlendirilebilmesi, paylaşılabilmesi gerekmektedir.

Bunu sağlayabilmek için proje, metraj, analiz, birim fiyat, teklif, hakediş, maliyet muhasebesi, demirbaş, puantaj, stok, cari hesap, satın alma planı, ödeme planı, iş programı, bütçe, nakit akış tabloları, kar-zarar hesapları gibi bütün verilerin kurulan sisteme uygun format içinde bulunması, değerlendirilebilmesi ve yine sunuma uygun formatlar içinde gerekli noktalara iletilmesi gerekmektedir.  Avinal, A (2012)
http://www.avinal.com/index.php/tr/20120913-iyte


ERP gerekliliğinin, “İnşaat Proje Yönetimi”  nin bilimsel içeriğine hakim olmayı sağlayan tartışılmaz bir araç olduğunu, sanırım sektörün hiçbir paydaşı yadsıyamaz.

Proje Safhasında  BIM:

İnşaat Proje Safhasında geliştirilmiş olan mimari, statik, tesisat, elektrik uygulama projeleri, işin tasarım, donanım ve sistemlerinin teknik uygulama verileridir. İmalat detaylarını, ölçüleri, mahalleri ve olması gereken her türlü teknik uygulama verisini tarif ederler. 

1980  öncesine kadar el ile, 1980-2000 arası 2D CAD teknolojileri kullanarak çizdiğimiz bu projeleri, 2000 li yıllarda, bilgisayar ortamında 3D boyutlu olarak oluşturabilmekteyiz. 

BIM olgusunu gerçekleştiren teknolojinin  doğduğu 2000 li yıllardan sonra, proje safhasında elde edilebilen sayısal ve görselleştirilebilen veri “İnşaat Proje Yönetim” içeriğini daha hızlı kontrol ve yönetme imkanı sağlamıştır. 

Günümüzde (2016), Dünyadaki Genel Durum

2000 ler, BIM (Building Information Modeling) kavramının doğduğu yıllardır. 
BIM kavramı, ilk olarak 2002 yılında, Autodesk tarafından dile getirilmiştir.

Yapı Bilgi Modellemesi (BIM, Building Information Modeling) bir tesisin fiziksel ve fonksiyonel özelliklerinin bir dijital temsilidir. BIM grafik ve grafik olmayan niteliksel veriyi  birlikte kullanmayı amaçlamaktadır.  Niteliksel veriler; malzemenin ismi, geçirgenlik kat sayısı, teknik tanımlar gibi verilerdir.

Teknolojideki gelişmeler, 3D programlarda, tümleşik proje ortamını, birleşik çalışma platformunu sağlayabilir duruma gelince, disiplinler arası veri  değişim standartlarının oluşturulması zorunlu olmuştur.  

Kanada da, Standart ve Teknolojiler Enstitüsü (Building Smart) (http://www.buildingsmart-tech.org/), BIM çözümlerinde,  disiplinler arası veri değişim standardı olan IFC (Industry Foundation Classes)  standardını ortaya koymuştur. Günümüzde bu standart sayesinde, proje paydaşları olan mühendislik disiplinleri, ortak bir platformda, birlikte çalışabilir duruma gelmiştir.  

Bu standart, proje disiplinlerini marka bağımlısı olmaktan kurtarmıştır. Paydaş mühendislik disiplinleri, aynı marka program üzerinde çalışmak zorunda değildir.  Mimar Allplan ile çalışmayı tercih ediyorsa, statik projeler Tekla ile çözülüyor, mekanik büronun tercihi Revit MEP ise, elektrik grup farklı bir BIM çözüm kullanıyorsa, bu veri değişim standardı olan IFC ile tüm bu veriyi ortak bir model üzerinde birleştirip görüntüleyebiliriz. 

Ortak kullanmaları gereken ana veri, genelde, projenin yapısal iskeletinin 3D modelidir. 

Mekanik ve elektrik disiplinlerin, proje çözümlerinde, öncelikle mimari mahallerin fonksiyon ve hacimsel değerlerine, bazı nesnelerin niteliklerine  ve yapının strüktürel elemanlarının 3D modeline ihtiyaç duyulmaktadır. Projelendirmenin her safhasında, tüm disiplinler, IFC formatta yaptıkları bu veri alışverişi sayesinde, çakışma kontrolünü kendi çözüm paketlerinde veya BULUT paylaşım ortamlarında test edebilir ve bu son duruma göre revizyonlarını çok daha kolay bir şekilde yapabilirler.

BIM in en temel fonksiyonunun, proje paydaşları olan, tüm mühendislik disiplinleri arasındaki birleşik çalışma platformunun sağlanabilmesi olarak görülmektedir. Büyük projelerde, yirminin üzerinde uzman ile çalışmak gerekebildiği düşünüldüğünde, bunun önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

BIM tabanlı çalışmaların benimsenmesinden sonra, Yapı bilgi modellemesi, tüm dünya, inşaat sektöründe kültürel bir değişim olarak görülmeye başlamıştır. 

Günümüzde, ABD, Norveç, Finlandiya, Danimarka, Singapur, Kore, İngiltere, gibi birçok ülkede çıkarılan BIM içerikli yönetmelikler ile bu standartlar zorunlu olmuştur. 

15 Ocak 2014 de Avrupa Birliği Kamu ihale Yönergesi, 2016 ya kadar kamu sermayeli bina projelerinde BIM kullanımının zorunlu hale getirilmesini önermektedir. 

BIM Uygulamalarında Başarı Nasıl Sağlanabilir.

BIM Uygulamalarının başarılı olabilmesi için, ülkelerin bazı temel sorunları da çözmeleri gerekmektedir.

1** İnşaat projelerinde kullanılan ürünler (nesneler), projelerin temel öğelerinden biridir. BIM projelerinde ortak algılama için, tüm imalat birim fiyat kütükleri ortak bir kodlama sistemine oturtulması gereklidir. 

Bu konuda Kanada da bulunan CSI  (Construction Spesification Institude) kodlama sistemi örnek alınabilir. 1949 yılında  benzer amaçla kurulmuş bu enstitü, bugün dünyada çok geniş bir kullanıcı kitlesine sahiptir. Ortak bir kod sistemi projenin tüm paydaşları arasındaki iletişimde, aktivite, zaman çizelgeleri ve diğer safhalardaki tüm raporların anlaşılmasında büyük fayda sağlar. 

BIM projelerinde ortak bir ürün kod kütüphanesi oluşturmadan, ortak proje algılama dilinden bahsedemeyiz. İnşaat sektörüne ait ERP çözümlerinde de bu en temel gereklerden biridir. 

CSI kodlama sisteminde tüm imalat ve ürünler şu şekilde bir kod sistemi ile tasnif edilmiştir. (www.csinet.org/numbersandtitles)  Firma birim fiyat poz kütüklerinizde veya proje imalat pozlarınızda,  bu 6 karakterden sonra nokta koyarak kendi ürün pozunuzu tanımlayabilirsiniz. 

Benzer sistematikte bir kodlama sisteminiz yok ise, proje paydaşlarının gerek BIM verilerini okuyup anlamakta, ne de “İnşaat Proje Yönetim” in olmazsa olmaz bir aracı olan ERP çözümünde, tüm modüller arası  olması gereken doğru veri iletişim algoritmasının oluşturabilmesi mümkün değildir. 

BIM, “Inşaat Proje Yönetimi”  ERP aracının, “Proje” safhasının günümüz teknolojisinde ifade bulmasını sağlar. 
Burada oluşturulacak ürün kodları, sizin birim fiyat kütüklerinizin, analiz kütüklerinizin, keşif çalışmalarının, planlama aktivitelerinin kaynaklarının, stok kodlamalarınızın ve tüm modüllerdeki raporlarınızın temel öğesidir. 

2** İnşaat sektörü, ürün üretici firmalarının da, kendi ürünlerini nesnel ve niteliksel özellikleri ile BIM projelerinde kullanılacak şekilde 3D modellemeleri ve bu ortak kodlama sisteminde pozlamaları gerekmektedir. 

BIM, ancak bu koşulda, gerçek işlevlerinde fayda sağlayabilir. ERP sistemleri sorunsuz çalışabilir. Bu kodlama sistemi, inşaat sektöründeki paydaşlar  arasındaki ana dilin, en temel öğesidir.  

Günümüzde (2016), BIM içeriğinde, Ülkemizdeki Genel Durum

Ülkemizde Mimar ve Mühendislerimizi büyük bir çoğunluğu  YBM Yapı Bilgi Modellemesi (BIM Building Information Modelling) hakkında bilgi sahibi değildir.

Yüzde 99 oranında, projelerimiz 2D cad ortamında oluşturulmaktadır. Kamuda da BIM konusunda henüz bir farkındalık oluşmadığından, başlanmış bir yönetmelik çalışması yoktur. 
Görüldüğü gibi, bu konuda üniversitelerimize büyük görev düşmektedir.

Hazırlık Safhasında,  BIM + ERP

Hazırlık Safhası; Yatırımcının, bu projeyi “kaç’a maledebilirim” diye yaptırdığı keşif çalışmalarının,  yüklenicinin ise “kaç’a satabilirim diye yaptığı teklif çalışmalarının dönemidir. Teklif ve keşif aslında aynı içerikte olan benzer bir  çalışmadır.
Keşfi, yatırımcı adına müşavir firma, yüklenici adına ise teknik ofis birimi hazırlamak durumundadır.
Bu dönemde yapılan çalışmaların bütününü “Master Plan” olarak tanımlayabiliriz. Her proje, öncelikle doğru metraj ve doğru bir “Master Plan” ile başlamalıdır.

Metraj amaçlı BIM modelleme çalışması, diğer mühendislik disiplinlerinin projelendirmelerindeki BIM çalışmalarından farklı niteliktedir. Burada amaç doğru metraj ve imalatların doğru adres (yeşil defter) bilgilerine ulaşmaktır.

Master Plan, tüm proje sürecindeki hedefleri belirleyen, bu hedeflere ulaşmak için gerekli tüm kaynakların (malzeme, ekipman, taşeron, işçilik) parasal, miktarsal ve zamansal değerlerinin belirlendiği bir yapım senaryosu ön fizibilite çalışmasıdır.


Ne yazık ki Türk Müteahhit Firmalarında ve Müşavirlik firmalarımızda, henüz veri paylaşım düzeni olan ERP sistemleri kullanılmadığından, tüm çalışmalar kişisel “Excel” tablolarında yürütüldüğünden bu üst kültür henüz oluşmamıştır. 

Master Plan yapma alışkanlığında olan az sayıda firmalarımızda da, aynı sorun  vardır. “İnşaat Proje Yönetim” içerikli bir ERP sistemleri olmadığından, “İş Programı” ile çalışma ve “Ölçme Değerlendirme” konusundaki yetersizlikler sebebi ile yapılan “Master Planlar”, kağıt üzerinde kalmakta, her safhada güncellenerek gerçek durumu yansıtmamaktadırlar. 

İş Programlarında olduğu gibi Master Planlar da yaşayan organizmalar durumunda olmalıdırlar. Günü yansıtmayan bilgi ve verinin hiçbir değeri yoktur. Bu durumda “İnşaat Proje Yönetimin” den değil, körleme yapılan “İnşaat Sevk ve İdaresinden" bahsedilebilir.

Üniversitelerimizde, inşaat sektörü temel oyuncuları olan mimarlık, inşaat mühendisliği, makine ve elektrik mühendisliği disiplinlerinin, temel eğitimlerinin, günün teknoloji ve koşullarına uygun olduğunu söyleyebilir miyiz?
Veya, günün teknolojisi ile ayrı bir bilim dalı haline gelmiş olan  “İnşaat Yönetimi”nin artık ayrı bir mühendislik dalı olmasının gerektiğini düşünmek yanlış mıdır?  
Bu sorunların ve yetersizliklerin süre gelmesinden, üniversitelerimizde, günün teknoloji ve koşullarına uygun olmayan eğitim eksikliklerini de sebep olarak söylemek, yanlış mıdır acaba?

Planlama Safhasında ERP + BIM

Projenin 4. boyutu olan zaman verisinin tanımlandığı, proje hakkında bilinmeyen değerlerin minimuma indirildiği ve master plan’ın  tamamlandığı, dönemdir. 

Planlama ”İnşaat Proje Yönetiminin” temel taşlarından birisidir. Proje yönetimi sistematiğini, taş kemerlere  benzetecek olursak, kemeri ayakta tutan kilit taşıdır diyebiliriz.

5 Boyutlu proje yönetiminin 4. Boyutu olan  “Zaman” verisi eksik olduğunda;

-Tedarik Yönetiminde, malzeme alım planında, ödeme planı oluşturmakta,
-Bütçede gelir gider dengesini sağlamakta, 
-Kaynak planlamasını , ekip optimizasyonunu sağlamakta büyük problemler yaşayabilirsiniz.

Ekipleri, İş programına uygun iş emirleri ile doğru aktiviteleri, doğru imalatları yapmaya yönlendirmezseniz;
-Aktivite ve imalatlar olması gereken kritik aktivite sıra ve düzeninde değil, yapılmasını kolay buldukları sırada yapılacaklardır. Bu koordinasyonsuzluk iş sürecinde büyük aksamalara ve maliyet artışlarına sebebiyet verecektir.

Özellikle vurgulamak isterim ki; Projenin, günlük iş emirleri disiplininde yürütülmesi, inşaat proje yönetimi biliminin en temel gereklerinden biridir.

İnşaat Projelerinin Yönetiminde en önemli nokta doğru planlamadır. Bir projede planlama yapıldığından bahsedebilmek içinde; 

- Projedeki tüm sorumlu ve ekiplerin günlük veya haftalık iş emirlerini, kullanılan CPM programından alarak  hareket ettiklerini,
-Yürütülen işlerin gerçekleşme bilgileri  ile CPM programını düzenli olarak güncellediklerini  ve tüm imalat hareketlerinde bu planlama doğrultusunda gerçekleştirildiğini düşünmek gerekir.

Planlamanın Günümüzdeki Yeri ve Algılanışı

Planlama  ve iş programına uygun çalışma konusu çok büyük önemine rağmen, inşaat sektörünün  en zayıf noktasıdır.
İş Programı yapma alışkanlığımız “SIFIR”  noktalarındadır. Şartnameler gereği olarak, şantiyelerimizde, planlama görevlileri bulundururuz.  İş Programı nedir? Niçin yapılmalıdır, bize neler sağlar? Nasıl takip edilir? Nasıl Güncellenir? Ne iş’e yarar?  Bunlar bilinmez ve bu işlem yalnızca sözleşmelerde varsa, sözleşme gereği yapılması zorunlu bir işlem olarak uygulanmaya çalışılır.

Bunun sebepleri;


1-İş programların hangi detay ve kapsamda yapılması gerektiği ve bu konudaki teknolojinin nasıl olması gerektiği hakkındaki bilgi eksikliği,
2-Çoğu proje uygulamaların da herhangi bir zorunluluk olmaması, 
3-Kamu sektöründe “Excel” sayfalarında çizilen “Çubuk Diyagramlarının” iş programı olarak kabul görmesi
4-Sektörün ERP uygulamalarına yabancı olması, veri paylaşımı ve veri iletişiminin büyük avantajlarını algılamamaları,
5-Bilgi ve eğitim eksikliğidir.

Planlama Konusundaki Zayıflığın Nedeni

İnşaat Projelerinde, İş Programı uygulamalarının yetersiz kalmasının en büyük nedeni, CPM Programı içinde girilmesi gereken verilerin çok fazla olması ve her değişiklikte bu verilerin güncellemelerinde karşılaşılan zorluklardır.

Yetersiz planlamaların temel sebebini gerekli ve doğru veri ile kurgulayamamak olarak söyleyebiliriz.


Aslında CPM Programında gerekli veri, o iş’in olmazsa olmazı olan keşif’e gömülüdür. Bir algoritma ve uygun bir yazılım yardımı ile bu verinin CPM programına aktarımının sağlanması işin veri hamallığını çözmüş olacak ve planlama profesyonelini  gerçek işi ile baş başa bırakacaktır.

İnşaat sektörüne Özel bir ERP sistematiği içinde, keşif ile CPM programının aynı veriyi değişik formatta  da olsa bulundurması gerekliliğinden  hareketle bu aktarımı sağlayacak, algoritmik bir çözümün de bulunması yadsınamayacak önemde, kesin bir zorunluluktur. Avinal, A (2009-1) 

Bu konuda 2009 senesinde Uluslararası bir inşaat konferansında “İnşaat Yönetim” ERP Programlarında; Bir Keşfin, CPM  Programına Aktarım Algoritmasının Oluşturulması üzerine bir Çözüm” başlıklı bir bildiri sunmuştum.
http://www.avinal.com/index.php/tr/20090521-citc-v   adresinden ulaşabilirsiniz. 

Planlama Teknik Personelinin Eğitimi

CPM yöntemi, 1960’lı yıllarda Amerika da neredeyse bütün projelerde zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde ise, bir zorunluluk olmamasından, eğitim eksikliğinden dolayı, genel bir uygulama olmaktan çok, özel eğitim sonucu edinilen bir beceri ve kişisel kullanımlar olarak görülmektedir.

Planlamanın bir uzmanlık alanı olarak tanımlanması, derecelendirilebilmesi ve buna uygun bir eğitim alması gerekmektedir. “Planlama” kavramı inşaat yönetiminin en temel öğesidir. Bu içerikte eğitim almış, tecrübe kazanmış, kariyer yapmış teknik personelin bu uzmanlık seviyesinin de tariflenebilir olması gerekmektedir. Avinal, A (2009-2)

Bu konuda 2009 senesinde Uluslararası bir inşaat konferansında bir bildiri sunmuştum.
http://www.avinal.com/index.php/tr/20090520-citc-v   adresinden ulaşabilirsiniz. 

Teknik Ofis Mühendisliği Disiplini’nin Eksikliğinin Sonuçları

Ben, 44 yıllık meslek yaşamımda karşılaştığım binlerce yükleniciden, 20 yıl üzeri ayakta kalabilmiş bir yükleniciye pek rastlamadım. Sebep “İnşaat Proje Yönetimi”nin bilimsel içeriğinin farkındalığının olmaması. Yönetimin, taşeron sevk ve idaresi olarak görülmesi. İşin en üzücü diğer bir yanı da, iflas ile karşılaşan bu yüklenicilerden olan alacakları nedeni ile iflasa sürüklenen binlerce alt yüklenici (taşeron) ve onların çalışanlarının karşılaştığı zorluklardır.

Müşavirlik firmalarının ve kamu kontrollük teşkilatlarının görevi olan bir çok teknik sorumluluk, eğitim alt yapısındaki eksiklikler nedeni ile kontrollü ve sağlıklı bir  biçimde yürütülememektedir. 
Yatırımcı adına yürütmesi gereken bir çok teknik hizmetin, işin kolayına kaçmak adına, diğer paydaşlara paslanmış olduğunu görürüz. Buna örnek  olarak şunları söyleyebiliriz.

- Proje müellifleri, keşif dosyalarını oluşturmaktan sorumlu olmamalıdırlar. Teknik içerikleri tanımlamak onların işi, ama ihale keşfini hazırlamak müşavirlerin sorumluluğudur. Mevcut uygulamada, bunu proje müelliflerinin yapması beklenir. Miktar ve parasal içeriği, teknik içeriğe uygun piyasa alternatiflerinin değerlendirilme sorumluluğu proje müelliflerinin olmamalıdır.

Proje disiplinleri, ihale keşif hazırlama konusunda uzman değildirler ve bu onların işi değildir.

- Projelerin gelişim sürecinde, projeler arası koordinasyonun sağlanması, olası bütçe sınırları içinde geliştiğinin takip edilmesi müşavirin sorumluluğudur.
- İhale sürecinde keşfin oluşturulması, ön bütçe çıkarılması, master planın hazırlanması müşavirin sorumluluğudur.
 
Uygulamada genelde yapılan, proje müelliflerince hazırlanan keşifleri, yüklenicilere dağıtmak ve gelen verileri mukayese etmektir. Bunun sonucu  4 ayrı disiplinden gelen, 4 ayrı formatta belirli bir sistematiği olmayan, anlaşılması zor, “Excel” dosyalarıdır.

- Yürütme safhasında, ölçme ve değerlendirme sonucu hakedişleri oluşturma müşavirin sorumluluğudur. 
Uygulamada, bunu yükleniciden bekler, kendileri yalnızca kontrol edip düzeltmeyi tercih ederler. Aslında hakediş hazırlamak  müşavir veya kontrollük teşkilatının görevi, hazırlanan hakedişe, olan itirazların yazılı olarak belirterek, kabul etmek yüklenicinin işidir.

- Planlamada, iş programı alt yapısı ve aktivite  detayını belirlemek müşavirin sorumluluğu, bu yapıyı kurgulamak yüklenicinim işidir.

- Ölçme ve değerlendirmede elde edilen adam saat değerleri ile iş programının gerçekliği değerlendirmek müşavirin sorumluluğudur.

- Genelde, ülkemizde müşavir firmalarca yapılan, “parasal + miktarsal + zamansal” içerikli teknik işler değil, sözleşme, iletişim ve kalite yönetimi sorumluluğudur.

Parasal, miktarsal, zamansal, teknik içeriğe hakim olacak teknoloji ve araçlara sahip değilseniz;

- Riski ölçemezsiniz
- Zamanı doğru yönetemezsiniz
- Kaynakları doğru yönetemezsiniz
- Kapsamı doğru yönetemezsiniz

Ülkemizde yatırımcılar tarafından tercih edilen bir diğer ihale şekli de, ihaleyi tek bir yükleniciye vermeyip, bir çok alt yükleniciye dağıtmaktır. 
Bu durumda, müşavirin teknik sorumluluğu çok daha fazla olmakta, nerede ise yüklenici hüviyetine bürünmekte projenin yürütülmesinde çok daha fazla sorumluluğu olmaktadır.

- Tedarik Yönetimi
- Maliyet Yönetimi gibi.

                                                                                           Sonuç;

İnşaat sektörü, 2000 li yıllar öncesine göre gerek teknoloji, gerek inşai büyüklük ve çeşitlilik olarak çok büyümüştür. İhtiyaç duyulan teknik uzmanlıklar çok çeşitlenmiştir.

Eğitimin “İnşaat Proje Yönetimi” kapsam ve içeriği, günümüz teknolojisinin bize sağlamış olduğu bu iletişim, paylaşım araçları (BIM, ERP,  Doküman Yönetimi araçları, CRM, Bulut Ortamları) gereği çok değişmiştir.
Bu teknoloji bizi “İnşaat Proje Yönetimi”nin bilimsel içeriğine daha çok hakim olma imkanı vermektedir. Ve bu teknoloji inanılmaz hızda gelişmeye devam etmektedir.

Günümüzde, “İnşaat Proje Yönetiminin” tüm safhalarında yapılması gereken tüm işlev ve görevleri çok daha kolaylıkla yapabilme avantajlarına sahibiz.

Earl Wilson’ın “Dün yaptığınız şey, size hala iyi görünüyorsa, siz bugün yeterli değilsinizdir” sözü bence,  eğitim dünyasının bugün ve yarınki felsefesinin ne olması gerektiğini en iyi tanımlayan özdeyiştir. 

2000 li yıllarda sahip olduğumuz bu teknoloji, doğal olarak inşaat sektöründeki tüm paylaşımcıların eski alışkanlık ve çalışma yöntemlerini değiştirmesini gerektirmektedir.

Üniversitelerimizde de, inşaat sektörün temel oyuncuları olan mimarlık ve mühendislik disiplinlerinin lisans programlarında da günün teknolojisini takip eden ve yansıtan ders ve uygulamaların yer alması gerekmektedir.
Sektördeki teknik elemanların, piyasada verilen 1-2 haftalık eğitimlerle planlama sorumlusu, teknik ofis mühendisi olarak uzmanlaşması düşünülemez.


“İnşaat Proje Yönetimi” teknik elemanlarının, artık farklı bir disiplin, ayrı bir mühendislik dalı  olarak eğitim almaları zorunlu olmuştur. 


“Teknik Ofis Mühendisi” olarak nitelendireceğim bu disiplinin 4 yıllık bir lisans eğitiminde, diğer dört disiplinin temel çalışmalarını ve terminolojilerini anlayacak düzeyde BIM eğitimi, sektörel ERP nin tüm safhalarındaki işlevlerin detaylarını ve planlamayı kavrayacak kapsamda da teknik ofis  içerikli dersler almaları gerekmektedir


Bu disiplinin görev ağırlığı "Miktarsal + Parasal + Zamansal"  içerikli işlerin takip ve yürütülmesidir.

                                                                                           Kaynaklar

Avinal, A. (2009-1). “A Solution for Developing the Algorithm of Transferring Cost Estimation Data to a CPM Program via Construction Management ERP Software”, Fifth International Conference on Construction in the 21st Century (CITC-V) “Collaboration and Integration in Engineering, Management and Technology”, İstanbul, 412-419.


Avinal, A. (2009-2). “How Should Expertise Classification be Evaluated Within Construction Planning?”, Fifth International Conference on Construction in the 21st Century (CITC-V) “Collaboration and Integration in Engineering, Management and Technology”, İstanbul, 412-419.


Avinal, A. (2010-1). “İnşaat Proje Yönetiminde,“İş Programı” hangi detayda olmalı?”,
1. Proje ve Yapım Yönetimi Kongresi, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi, Ankara, 133


Avinal, A  (2010-2) “İnşaat Proje Yönetiminde “Ölçme ve Değerlendirme” hangi detay seviyesinde ele alınmalıdır”  1. Proje ve Yapım Yönetimi Kongresi, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi, Ankara, 132


Avinal, A  (2012) “İnşaat Proje Yönetimi ERP Sistem Seçimlerinde, Sorgulaması Gerekenler ve Olması Gereken Yapı” 2. Proje ve Yapım Yönetimi Kongresi, 13 – 16 Eylül 2012, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Urla-İzmir, 314