4734 YASA ÖNCESİ TÜRK MÜTEAHHİTLİK SEKTÖRÜ

2010 yılında Türk İnşaat Sektörünü analiz edebilmemiz ve bugünün “İnşaat Yönetimi” olgusundaki sorunları anlayabilmemiz için ülkemiz inşaat sektörünün son 40 yılını gözden geçirmemiz gerekmektedir.

İnşaat yapım firmalarının, teknik personelin alışkanlıkları nedir? Bu alışkanlıkları doğuran sistem nedir? Dünyadaki örnekleri nasıldır? Teknoloji farklılığımız mı, alışkanlık farklılığımız mı var? Öncelikle bu soruların cevaplarına bakmalıyız.

2490 ve 2886 sayılı Devlet İhale kanunu; Sorunları ve Sonuçları:

İhale sistemi: 1984 yılına kadar 2490 sayılı ve daha sonra 2886 sayılı devlet ihale kanunu ile düzenlenen ihale sistemi; kamu sektörü inşaat ihalelerinin, yüksek tenzilatı yapan firmalara verilmesi felsefesi üzerine şekillendirilmiştir. 2886 sayılı yasanın ilk yıllarında, ihalede verilen tekliflerin uygun ortalamasına göre ihale verilmesi hedeflenmişse de, müteahhitlerin aralarında anlaşmaları önlenemediğinden amaçlanan olamamış, bir süre sonra yine tenzilat önemli olmaya başlamıştır. Her sene, her kamu idaresi, kendine özel sabit birim fiyatları yayınlamakta idi. Ödemeler'e esas olan bu birim fiyatlar idi. Bu sabit birim fiyatlar ile, keşifleri oluşturulmuş inşaat ihaleleri en yüksek tenzilatı veren müteahhit firmaya verilmekteydi. Genelde fizibilite çalışması yapılmamış, uygulama projeleri olmayan işler, siyasi otoritenin baskısı sonucu ihaleye çıkarılmaktaydı. Bu işlerin belirli bir plan ve programları da yoktu. Bu işlere hangi oranda ödenek verileceği belli değildi. Çoğunlukla, o işin ödeneği, işe sahip çıkan siyasi otoritenin gücü ile doğru orantılıydı.

Genellikle uygulama projesi olmayan bu işlerin keşifleri de gerçeği yansıtmamakta; ödeneğine göre ayarlanan bir ön keşif ile ihaleye çıkarılmakta idi.

Projesi, bütçesi, süresi belli olmayan bu işler, ülkemizde “İnşaat Yönetimi” kavramını olumsuz yönde etkilemiştir. Bu sistem, inşaat firmalarının, herhangi bir şekilde, ihale içeriği ile ilgili çalışmalar yapmasını gereksiz kılmıştır. Halbuki her iş kendine göre özel konum ve koşullarda değerlendirilmeli, her imalat kalemi tek tek irdelenerek birim fiyat analizleri oluşturulmalı, inşaatın yöresel koşulları, birim fiyat tarifleri ve sözleşme şartları içerisinde ve her firmanın kendi koşulları içinde değerlendirilerek ihale tutarı saptanmalı idi.

O dönemlerde, ülkemizde kamu sektörüne ait bir inşaat ihalesine nasıl hazırlanılırdı? : Mevcut sistem gereği en yüksek tenzilat önemli olduğu için, işi almak isteyen firmalar en yüksek kırımı vermek zorunda idiler !?......

Projeleri görmek, teklif birim fiyatlarını oluşturmak, sözleşme özel koşullarını, imalat birim fiyat tariflerini incelemek, metraj kontrolu yapmak, iş programı oluşturmak gibi problemleri yoktu. Teklif mektuplarında en yüksek tenzilatı yazmaları yeterli idi. O işin o tenzilat ile nasıl yapılabileceğini kimse düşünmez ve sorgulamazdı.
Sonuç; yıllarca sürüncemede kalan, bitmeyen inşaatlar. Mevzuat boşluklarından faydalanarak haksız şekilde edinilmiş kazançlar, rüşvet ve paylaşım düzeni ile kirlenmiş bürokrasi. Keşifte olmayan imalatlar için yeni birim fiyat zabıtları ve yeni imalat analizleri ile kazanılmış büyük rantlar. Bütün bunların sonucunda da büyük tenzilatlara rağmen devlete büyük maliyetlere ve zamana mal olmuş inşaatlar. Kısacası o dönemde zarar etmek, 2490 ve 2886 sayılı Devlet İhale kanununun boşluklarını iyi bilen, idareler ile iyi geçinen firmalarımız için hemen hemen imkansızdı.

Müteahhit Firmaları : O dönemlerde, İnşaat firmalarının oluşumu için yapısal veya teknik, her hangi bir kriter aranmamış, sahip olmaları gereken müteahhitlik karneleri, devredilebilen, satılabilen bir meta haline gelmişti. İhaleye katılmak için gerekli belgeler arasında sayılan; Teknik personel bildirisi, mali durum bildirisi, makine ve teçhizat bildirisi gibi evraklar, noterlerden evrak bedeli karşılığı temin edebileceğiniz evraklar haline gelmiş ve bu koşullarda müteahhit firmalar değerlendirilip seçilmişti. Bunun sonucunda o yıllarda ülkemizde, çeşitli kanallardan karne edinmiş olan 75-80.000 kamu sektörü inşaat firması oluşmuştu.

Bu ihale düzeni Teknik Personeli nasıl etkiledi: Görüldüğü gibi o günkü sistemde ihaleye hazırlanmak, hiçbir teknik çalışmaya ihtiyaç göstermemekte idi. Metraj kontrolü gerekmez, birim fiyat analizlerini oluşturmak, piyasa rayiçlerini sorgulamak, proje incelemek, sözleşme yönetimi, iş programı hazırlığı gibi her türlü teknik çalışmanın gereksiz kılındığı bu sistemde “Müşavirlik Firmaları” dolayısı ile “Teknik Personel” işlev dışı bırakılmış, tamamen ihtiyaç dışı tutulmuştu. Bu sistem içinde kendine bir yer bulmaya çalışan teknik personel de gerçek görev ve sorumluluklarının bilincine tam algılayamamış, şantiyelerde formen hüviyetine bürünmüştü.

Kamu Sektörü Hakedişleri: Ülkemizde, inşaat sektöründe basit bir işlem olması gereken inşaat fatura (hakediş) işlemleri, bürokrasiye boğulmuş, son derece gereksiz işlemler ve hesaplardan dolayı (fiyat farkları, nakliyeler, eskalasyon hesapları v.s) hakediş düzenlemek başlı başına bir iş haline gelmişti. İnşaat sektöründe görevli teknik personel, nerede ise, iyi ve çabuk hakediş yapabilenler ve yapamayanlar diye 2 gruba ayrılmıştı.

Kamu Sektöründe İnşaat Yönetimine Bakış:

Bayındırlık Genel Teknik Şartnamesi

“MADDE 16 - Müteahhit, sözleşmenin sayıştay’ca tescilinin kendisine tebliği tarihinden başlamak üzere sözleşme veya eklerinde belirlenen süre içinde, üstlenilen yapım ve hizmet işleri için iş kalemlerini, yıllık iş miktarlarını, ihzaratı ve yıllık ödenek dilimlerini gösterir ayrıntılı bir iş programı düzenler ve kontrol teşkilâtına verir. İdare, iş programının verildiği bu tarihten başlamak üzere sözleşme veya eklerinde belirlenen süre içinde programı olduğu gibi veya gerekli gördüğü değişiklikleri yaparak onaylar. Bu iş programında, resmi tatil günleri ile sözleşmesinde belirtilmiş ise, iklim şartlarından dolayı çalışmaya elverişli olmayan dönemler dışındaki bütün günlerin çalışılarak geçirileceği göz önünde tutulacaktır. Ancak işin bitiminde bu devre dikkate alınmaz ve idare müteahhitten, teknik şartları-yerine getirerek işi tamamlaması için bu devre içinde çalışmasını isteyebilir. Büro çalışmalarına ilişkin program bölümlerinde iklim şartları dikkate alınmaz. Hizmet işlerine ait iş programlarında, hizmete ilişkin proje, rapor, teknik belgeler vb.nin idareye hangi sıra ile, hangi tarihlerde veriIeceğinin belirtilmesi gereklidir. Bunların hazırlanması için idarece verilmesi gereken bilgilerin, esaslann ve talimatın, kendisine en geç hangi tarihlerde verilmesi gerektiğini müteahhit, ayrıntılı bir şekilde iş programı ile birlikte idareye bildirilecektir. Büyük ve önemli yapılarda idare, müteahhitten, çubuk iş programı yerine C.P.M. benzeri bir metot ile iş programı düzenlenmesini isteyebilir. Müteahhit idarece onaylanmış iş programına aynen uymak zorundadır. Ancak zorunlu hallerde idarenin uygun görüşü ile iş programında değişiklik yapılabilir. İşlerin miktarında iş programını etkileyecek ölçüde bir artış veya iş de idarece onaylanan bir süre uzatımı bulunduğu takdirde, müteahhit bu hususun kendisine tebliği tarihinden başlamak üzere on gün içinde yeni duruma göre bir iş programı düzenlemek zorundadır “ der.

Bu madde gereği idareye verilen ve adına “iş programı” denilen evrakın hiçbir teknik işlevi yoktur. Kamu sektörü inşaatlarında; para, proje ve program yoktu, zaman ve belirsizlik çoktu. Bu koşullarda “inşaat yönetimi” kavramı gereksiz kılınmış, teknik personelden beklenen hizmet, formenlik, hakediş düzenlemek ve mevzuat boşluklarını değerlendirme becerisi haline dönüşmüştü.